Soğuk zincir ve frigo lojistiğinde rekabet kızışıyor

Necmi ÇELİK

Her mevsim gıda güven­liğinin sigortası olan ısı kontrollü taşımacı­lık, özellikle yaz aylarında bü­yük önem taşıyor. Küresel ik­lim değişikliğinin yol açtığı aşırı iklim hareketleri ve öngö­rülemez sıcaklık artışları frigo taşımacılık açısından bile risk­ler getiriyor.

Soğuk zincir taşımacılığında özel ekipman, enerji kullanımı ve sıkı sıcaklık kontrolü nede­niyle lojistik maliyetler de ol­dukça yüksek seyrediyor. Lojis­tik şirketler ise teknoloji kulla­nımı, rota optimizasyonu, yakıt tasarrufu ve otomasyon yete­nekleriyle maliyetleri optimize ederek maliyet verimliliğini ar­tırmaya çalışıyor.

Türkiye’de frigo taşımacılığı için kullanılan araç parkı hak­kında resmi bir veri bulunmu­yor ancak belgeli ve belgesiz 30.000 – 50.000 arası frigo TIR ve kamyonun yurt içinde faali­yet gösterdiği tahmin ediliyor. Araç parkı, son yıllarda artan taleple birlikte büyüme eğilimi gösterse de ihracat ve yurtiçi taşımalarda araç parkı arasın­da önemli bir dengesizlik göz­leniyor. Frigo taşımacılıkta fir­malar arasındaki rekabet de­neyim ve uzmanlık, teknolojik altyapı, coğrafi kapsama alanı, müşteri hizmet kalitesi gibi ko­nularda yoğunlaşıyor. GPS ta­kibi, sıcaklık kontrol sistemle­ri ve veri analizi gibi teknolojik altyapıya yatırım yapan firma­lar, müşterilerine daha şeffaf ve güvenilir bir hizmet sunmaya odaklanıyor.

Türkiye’de sektörle ile ilgi­li düzenlemeler Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yapılıyor. Kullanılan araçlar için özel izinler ve sertifikalar gerekiyor. Uluslararası stan­dartlara uygun sertifikalara ve izinlere sahip firmalar ise yurt dışına da taşımacılık taşımacı­lık hizmeti verebiliyor.

Akca Lojistik’in Genel Mü­dürü Enes Akça, soğuk zincirin gıda lojistiğindeki önemi hak­kında bir değerlendirme yaptı. Akca, “Türkiye’de gıda lojisti­ğinde iklimlendirilmiş alanlara ve taşımaya fazlasıyla ihtiyaç var. Bu alanda ciddi bir arz ek­sikliği mevcut. Geçtiğimiz yıl İstanbul’da şehir içi dağıtıma yönelik yeni bir soğuk hava de­posu faaliyete geçirdik. Soğuk depolarımızı, iklimlendirilmiş alanlarımızı genişletmek için yatırımlarımız sürüyor. Ayrıca nakliye tarafında da filomuz­daki frigorifik araç sayımızı ar­tırmaya yönelik çalışmalarımı­za devam ediyoruz”dedi.

Gıda lojistiğinde hata toleransı minimum

Depolama, nakliye ve mik­ro dağıtım faaliyetlerinin üçte birinde gıda ve ilişik ürünlerin lojistiğini yönettiklerini ve bu nedenle de soğuk zincire büyük önem verdiklerini ifade eden Akça, “Gıda ve tarım ürünle­rinin soğuk zincirle taşınma­sı, ürün formu ve sağlık ko­şullarının korunması açısın­dan büyük bir öneme sahip. Bu alanda kayıpları önlemek için, soğuk zincirin kesintiye uğ­ramaması ve kontaminasyon riskinin önlenmesi gerekiyor. Gıda lojistiği, hata toleransı­nın minimum seviyelerde ol­duğu bir operasyondur. İsrafın önlenmesi ve daha etkin bir lo­jistik yönetimi için, ülkemizin taraf olduğu ATP Konvansiyo­nu gibi uluslararası standart­ların etkin bir şekilde uygulan­ması ve denetlenmesi gereki­yor” diye konuştu.

Soğuk zincir yönetiminin, gıda lojistiğinde israfı önleme­de ve ülke ekonomisine katkı sağlamada kritik bir rol oyna­dığı vurgulayan Akça, şunları söyledi ;“TÜİK verilerine gö­re, 2023 yılında yaş meyve ve sebze sektörü yüzde 18’lik bir artışla yaklaşık 3,5 milyar do­larlık ihracat yaparken, bu ürünlerden üretilen mamulle­re ilişkin ise 2,5 milyar dolar­lık ihracat gerçekleşti. Bu ihra­cat artışları ülkemiz ekonomi­si için sevindirici olsa da gıda israfı bu büyümenin sürdürü­lebilirliğinin önünde bir en­gel teşkil ediyor.

Soğuk zinci­rin kırılmasından kaynaklanan meyve/sebze kayıplarının ge­lişmiş ülkelerde yüzde 5-10, ge­lişmekte olan ülkelerde yüzde 25-50, ülkemizde yüzde 30- 40 seviyelerinde olduğu biliniyor. Bütün bu veriler, soğuk zinci­rin gıda lojistiğinde ne kadar hayati bir rol oynadığını net bir şekilde gösteriyor. Soğuk zin­cir uygulamasının etkin kulla­nımı, ülkemizin gıda ihracatını artırabilmesi ve israfın önüne geçilebilmesi açısından son de­rece değerlidir.”

Türkiye’nin de taraf olduğu “ATP Konvansiyonu” nun bo­zulabilir gıda maddelerinin ta­şınmasıyla ilgili önemli stan­dartlar getirdiğine dikkat çe­ken Enes Akca “Türkiye’de ATP Konvansiyonun oluştur­duğu FRC sertifikasına sahip 15.000 civarında TIR dorsesi bulunduğu söylenilebilir. Bun­ların yüzde 80’i ihracat taşıma­larında çalışıyor.

Kalan 3.000 civarında aracın ise Türkiye dahilindeki işleri kaldırması mümkün değil. Bu nedenle so­ğuk zincir taşımlarında önü­müzdeki süreçte yol alınacak daha çok aşama var”dedi. Akça son olarak, “Doğru bir süreç yö­netimiyle gıda ihracat potansi­yelini daha da yukarılara taşı­yarak ülke ekonomisine önemli

katkılar sağlayabiliriz. Lojistik şirketleri olarak üzerimize dü­şen sorumlulukları yerine ge­tirerek soğuk zincire daha fazla yatırım yapmalıyız. Bu alanda bilinci artırmalı ve iş süreçleri­mizi daha denetlenebilir ve izle­nebilir hale getirmeliyiz.” dedi.

Gıda ihracatındaki artış frigo taşımalarına talebi artırıyor

Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasında frigo taşımalarıyla öne çıkan Intermax Logistics’in Yönetim Kurulu Başkanı Savaş Çelikel, “Her mevsim ürünleri gerekli ısı değerlerinde muhafaza etmek hem uzmanlık hem de sağlam donanım gerektiriyor. Aksi takdirde ürün kayıplarının önüne geçilemez “dedi. Çelikel, şirket olarak -25 ile +25 derece arasında taşınması gereken gıda ve kimya ürünlerini, son teknoloji ile donatılmış araçları ve tecrübeli sürücülerle varış noktasına güvenle ulaştırdıklarını vurguladı.

Operasyonları sırasında sadece araç içi değil, araç dışı koşullara da çok dikkat ettiklerini söyleyen Çelikel, şunları kaydetti: “Dorse içi sıcaklık değerleri sabit tutulamazsa 4 derecede muhafaza edilmesi gereken ürün bozulabilir. Artık iklim değişikliği sebebiyle aşırı ısı dengesizlikleriyle karşılaşabiliyoruz. Mesela, bir ürünü taşırken bunaltıcı sıcağın etkisindeki bir Akdeniz kentiyle, Avrupa’da daha serin bölgelerde farklı riskler ortaya çıkıyor. Sadece yurt dışında değil yurt içinde, örneğin İstanbul ile Adana’da arasında da ciddi sıcaklık farkları oluyor.

Asfaltı dahi eritebilen bir sıcaklık değerinin, taşınan ürünlere zarar vermemesi için bütün tedbirlerin alınması gerekiyor. Benzer riskleri ortadan kaldırmak için son teknolojili sağlam donanım ile işinin uzmanı, taşımacılık yapılan bölgeleri iyi tanıyan, tecrübeli sürücülere sahip olmalısınız.” Frigorifik yüklerin diğer birçok yük çeşidine göre daha çok hassasiyet gerektirdiğine dikkati çeken Savaş Çelikel, frigo grubundaki bazı ürünlerin aynı ortamda birbirini bozabileceğini hatırlattı.

Çelikel, bazı ürün gruplarının ise gereken sıcaklık değerlerinde korunsalar bile teslimatın gecikmesi halinde saklama ömürleri gereği her durumda bozulacağının da altını çizdi.Olumsuz hava ve yol koşullarının trafiği aksatabileceğini veya araca zarar verebileceğini anımsatan Çelikel, “Her iki halde de teslimat gecikebilir, zaman sınırı olan ürünler bozulabilir. Avrupa’daki yapılanmamız, acente ağımız ve lojistik altyapımız sayesinde, olası sorunları çoğu zaman ortaya çıkmadan önleyebiliyoruz” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir